Absorbent
: Emici
Adultisit :
Erginleri öldüren
Ağız yolu ile (oral) akut
LD50 :
Deneme hayvanlarına ağız yolu
ile bir defada verildiği zaman
bunların % 50 sini öldüren ve
deneme hayvanınvücut ağırlığının
her kg için mg olarak ifade
edilen o
etkili madde miktarıdır.
Akut toksisite :
Ani zehirlilik. İlacın bir
defada bir tek dozunun bünyeye
girmesinden sonra zehirlenmeye
neden olma gücüdür.
Akarisit :
Örümcekleri öldüren
Anticoagulan :
Pıhtılaşmayı önleyen
Antidot :
Haşere ilacının sıcakkanlılarda
zehirlenme yapabilme özelliğini
ortadan kaldıran kimyasal
maddelerdir.
Aplikasyon :
Uygulama
Aquatic fauna :
Suda yaşayan canlılar faunası
Atraktan :
Böcek , sinek v.b çeken maddeler
Bakterisit :
Bakterileri öldüren
Biotop :
Yaşama yeri
Deformasyon :
Biçim bozulması
Degradasyon :
Parçalanma , bozunma
Dekompozisyon :
Bozunma , ayrışma
Dermal (deri) yolu ile akut
LD50 :
Deneme hayvanlarına deri yoluyla
bir defada temas sureti ile
verildiği zaman bunlardan % 50
sini öldüren ve deneme
hayvanının vücut ağırlığının her
kg için mg olarak ifade edilen
ilacın etkili madde miktarıdır.
Detoksifikasyon :
Zehirlenmeyi giderme , etkisiz
hale getirme.
Difüzyon :
Yayılma
Dilüent :
Seyreltici
Dispersiyon :
Dağılma , dağınım
Enfeksiyon :
Hastalık oluşturma , bulaşma
Epidemi :
Salgın bir hastalığın ,
zararlının hızla yayılması
Eradikasyon :
Yok etme
Fungusit :
Mantarları öldüren
Foto stabil :
Işıkta bozulmayan
Fotolable :
Işıkta bozulan
Habitat :
Bir organizmanın veya canlının
doğal alanı
Herbisit :
Yabancı otları öldüren
İnert madde :
Etkisiz madde
İnhalasyon :
Solunum yolu ile
İnhibe etmek :
Engellemek , önlemek
İnsektisit :
Böcekleri öldüren kimyasal madde
İrritasyon :
İlaçların cilt ve gözlerde
tahriş etkisi
Korozif :
Aşındırıcı
Koagulasyon :
Pıhtılaşma
Larvasit :
Larvaları öldüren
LC 50 :
Test hayvanlarının % 50 sini
öldürmek için gerekli
konsantrasyon ( havanın her m3
ünde mg olarak gösterilir)
LD 50 :
Test hayvanlarının % 50 sini
öldürmek için gerekli olan doz.
Lethal doz :
Öldürücü doz
Mitisit :
Keneleri öldüren
Mutajenik :
Toksikolojik çalışmalarda
genlerdeki değişikliklerin
araştırılması.
Mollusit :
Yumuşakçaları öldüren
Nematosit :
Kurtları öldüren
Ovisit :
Yumurtaları Öldüren
Paraliz :
Felç
Penetre olmak :
Nüfuz etmek
Pest :
Zararlı böcek , nematod ,
patojen veya diğer
organizmalardan herhangi biri.
Pestisit :
Yabancı otları ve bitkilerdeki
hastalık ve zararlılar ile ,
sinek , böcek , bit pire v.s.
zararlıları öldüren ilaçlar.
Popülasyon :
Aynı tür bireylerin oluşturduğu
topluluk.
Popülasyon dinamiği :
Bir türün dağılışı ve bolluğu
üzerinde rol oynayan faktörlerin
tümü.
PPM ( part per million ) :
Milyonda kısım.Yani kg. da mg.
Repellent :
Kaçırıcı. Böcek , kuş v.b.
kaçıran maddeler
Rezidüel :
Kalıcı. İlaçların devamlılık
süresi
Rezistans :
Direnç oluşumu
Cros rezistans :
Çapraz direnç oluşumu Bir ilaca
karşı direnç oluştuktan sonra
aynı gruptaki diğer ilaçlara
karşı da oluşan direnç şeklidir.
Rezidü :
Kalıntı
Rodentisit :
Kemirgenleri öldüren kimyasal
madde
Sinerjist :
Etki artırıcı
Solvent :
Çözücü
Spektrum :
Etki alanı
ULV :
Ultra-low volume
EPA :
Environmental protection agency
( A.B.D. deki Çevre Koruma
Örgütü )
WHO :
World Health Organization
( Dünya Sağlık Örgütü )
F.C. :
Farm Chemicals Handbook
Akut Temas
: Bir
kimyasal maddenin akut etki
gösterebilecek bir dozuna bir
defa veya kısa bir süre içinde
(24 saat) birkaç defa maruz
kalınması olarak
tanımlanmaktadır. Bu mazu- riyet
sonrasında ortaya çıkan toksik
etkilere de akut toksik Etkiler
denir.
Subakut
Temas : Bir
kimyasl maddeye, 1 ay veya daha
kısa bir süre içindetekrar
tekrar maruz kalınması olarak
tanımlanmaktadır. bu mazuriyet
sonrasında ortaya çıkan toksik
etkilere de subakut toksik
etkiler denir.
Subkronik
Temas : Bir
kimyasal maddeye, 1-3 aylık bir
süre zarfında tekrar tekrar
maruz kalınması olarak
tanımlanmaktadır. Bu temas
sonrasında ortaya çıkan toksik
etkilere de subkronik toksik
etkiler denir.
Kronik Temas :
Bir kimyasal maddenin akut
toksik etki oluşturmayacakdozuna
3 aydan daha uzun bir süre ile
tekrar tekrar maruz kalınması
olarak tanımlanmaktadır. Bu
temas sonrasında ortaya çıkan
toksik etkilere de kronik toksik
etkiler denir.
DİYARBAKIR
HAŞERE İLAÇLAMA ŞİRKETİ ETKİN
İLAÇLAMA ŞİRKETİ ETKİN İLAÇLAMA
FİRMASI EV İLAÇLAMASI
HAŞERE ETKİN İLAÇLAMA www.etkinilaclama.com
FORMULASYON ŞEKİLLERİ VE
BUNLARIN ULUSLAR ARASI KODLARI
VE TANIMLARI
KODLAR TERİMLER
TARİFLER
AI Aktif
Madde Teknik
Madde içerisinde biyolojik
Active
İngredient etkinliğe
sahip olan maddedir.
TM
Teknik
Madde İmalat
süreci sonunda elde
Technical Material
edilen materyal
BR
Briket Aktif
maddenin suya kontrollü
Briguette
geçişini sağlayan katı blok
CS
Kapsül Süspansiyon
Aktif maddenin belli büyüklükte
Capsule
süspension (20mikron)
parçalanarak bir kapsül
İçinde hapsedilmiş
formülasyon
Şeklidir
EC
Emülsiye olabilen konsantre İnsektisid
etkin maddesi,çözücü
Emulsifiable
concantrate ve
emülsiyon sağlayıcı madde-
lerden oluşur.Daha sonra su veya
başka diluentlerle
seyreltilmeğe
olanak
veren ve yüksek yoğunluk-
larda
(%25-50) insektisid etkin
maddesi tutan ekonomik bir for-
mülasyon
şekli olarak kabul edilir
Uygulandıkları
yüzeyde çok az bir iz
bırakırlar.Çoğunlukla
içerdikleri
solvent
sebebiyle keskin kokuya sa-
hiptirler.Deriden kolayca
emilebil-
den
gulayıcılarının
gerekli
önlemleri almaları gerekir.
EW
Suda yağ
emülsiyonu Bu
formülasyonlar etken
maddenin
Emülsion oil in water
küçük yağ damlacıkları içinde
Sudaki
emülsiyonundan oluşurlar.
EC formülasyonlar ile
karşılaştırıl-
dığında daha az solvent
içerirler ve
Daha uzun stabiliteye
sahiptirler.
EW
formülasyonlar su ile
seyreltilir
Ve
püskürtüldüğünde damlacığın
Çevresinde
dayanıklı bir tabaka
Oluştururlar.Bu tabaka sayesinde
Damlacık
büyüklüğü daha uzun
Süre buharlaşmadan kaldığı için
İnsektisitin etkisi daha uzun
sürer.
SC
Akıcı
konsantre Su ile
seyreltilerek kullanılabilen
Suspension
concantrate stabil
formülasyondur.Etken madde
kristal partiküller halinde
olup
Poröz
yüzeylerden daha geç emilir.
ve kalıcılığı EC formülasyonlara
göre
daha uzundur.Çoğunlukla
kullanıldıkları
yüzeylerde leke
meydana
getirmezler.ve kokusuz-
durlar.Ayrıca
yanıcı değildirler.
SG
Suda çözünen granül Suda
çözündükten sonra solusyon
Water soluble
granules oluşturan
granüllerden ibaret
formülasyon
WG
Suda dağılabilen granül
Suda dağıldıktan sonra uygulanan
Water
dispersible granules
formülasyon
WP
Islanabilir
toz
İnsektisid etkin
maddesi,ıslatıcı
Wettable powder
madde ve etkisiz (inert)
taşıyıcı-
dan
oluşur.Bu çeşit formü-
lasyonlar sulu süspansiyonların
hazırlanmasında
kullanılır. Poröz
yüzeylerden
emilimleri daha az,
kalıcılıkları daha uzundur.Ancak
hassas yüzeylerde leke bırakabi-
lirler.Kullanımları sırasında
çökelti
meydana
gelebileceğinden düzenli
olarak
çalkalanmalıdırlar.
BB
Blok yem
Block
bait
GB Granül
yem
Granular
bait
SİVRİSİNEKLER
BİYOLOJİSİ
İnsan ve
Hayvandan kan emmeleri, hızla
üremeleri ve çok sayıda hastalık
etkeni taşımaları sebebiyle
sağlık ve ekonomik yönden en
önemli vektör, dünyada 2700
civarında türü bilinen
sivrisineklerdir. Türkiye'de
Anopheles, Aedes ve Culex olmak
üzere yaklaşık 60 sivrisinek
türü tespit edilmiştir.
Anophelesler temiz suda,
diğerleri temiz, sıcak , serin ,
kirli her türlü su
birikintilerinde ürerler.
Yumurtalarını su birikintilerine
tek tek ve grup halinde
bırakırlar. Larva ve pupa (
kurtçuk ) döneminden sonra uygun
ısıda 8-9 günde ergin sinek
haline gelir. Dişileri
yumurtlamak için kan emmek
zorundadır. Bu sebeple insanları
çok rahatsız ederler. Nemli ve
loş ortamlarda barınırlar.
Geceleri faaliyet gösterirler.
Erkekleri meyve ve bitki özsuyu
ile beslenirler. En az 3 km
uçarak ürediği yerin çok geniş
mesafelerine kadar yayılırlar ve
canlıların yaşadığı ortamda
yoğunlaşırlar.
Anophelesler
SITMA hastalığını yayada rol
oynar. Ayrıca Fil hastalığı,
sarı humma, Nil hummasu, Beyin
iltihabı gibi hastalık
yayılmasında da önemli rolleri
vardır.
SİVRİSİNEKLER
ERGİN
CULEX , ANOPHELES , AEDES
TÜRLERİ
SİVRİSİNEK
ÜREME ALANLARI ( BİOTOPLARI ) ;
• Bataklıklar
ve yavaş yavaş akan akarsular,
göller, dere ve nehir
kıyısındaki durgun su odakları,
• Çayır ve ormanlık alandaki
biriken kar ve yağmur suları,
• Sulama kanalları, çeşme
yalakları,
• Çeltik üretim tarlaları,
• Temel çukurları, taş oyukları,
ağaç kovuklarında biriken sular,
• Konutların balkonunda bulunan
saksı, bidon gibi su biriken
kaplar,
• Bahçelerde bırakılan fıçı,
kova ve oto lastikleri,
• Bodrum katlarındaki su
birikintileri,
• Açıkta akn lağım suları ve
foseptik kuyuları.
CULEX ,
ANOPHELES , AEDES ÜREME SİKLUSU
Su Isısı;
15 C ……….. 26 gün
20 C ……….. 18 gün
25 C ……….. 14 gün
30 C ……….. 11 gün
35 C ……….. 9-10 gün içinde
gelişmelerini tamamlarlar.
Ergin sivrisinekler üredikleri
alandaki ot, yosun, bitki özsuyu
ve birikinti sularda beslenerek
12 saat içerisinde döllenmek
amacı ile üreme ortamını terk
ederler.
• Tekrar kan
emmek ve ikinci kez yumurtlamak,
2-3 gün sürer.
• Yaşam süreleri ( dişi ) : 60 –
70 gün ( erkek ) : 7 – 10 gün
• Yumurtlama periyodu : 3 – 10
defa
• Yumurta adedi : 150 – 200
• Kışın havaların soğuması ile
vücutları yağlanır ve kışlamaya
girerler.
• Yazın çok sıcak ve kurak
havalarda yarı kışlamaya
girerler.
• Ergin ve yumurta formunda
nesillerini devam ettirirler.
SİVRİSİNEKLERİN ARACI OLDUĞU
HASTALIKLAR;
• Protozoonlar (
Sıtma )
• Helmintler ( Brugia malayi ,
Wuchereria bancrofti )
• Arbovirüsler ( Deng humması,
Sarı humma, Batı Nil humması )
• Meningo-Ensefalitler ( St.
Louis ensefaliti, Batı at
ensefaliti, Kalifornia
ensefaliti )
Sıtma, f,laryoz ( kan ve
bağırsak parazitlerinin neden
olduğu hastalıklar ) dang
humması, sarı humma, sığır ve
koyunlardan insanlara geçen vadi
humması, Ensafalit'i ( beyin
iltihabını ) bulaştırırlar. Pek
çok türleri vardır. En yaygın
olanları ve ülkemizde
görülenleri Anopheles spp, Culex
spp ve Aedes spp'dir.
KARASİNEKlLER ( HOUSE FLİES )
BİYOLOJİSİ
0.5 – 1 cm
boyunda siyah gri renktedirler.
Çöp ve gübre gibi nemli organik
madde bulunan yerlere 100 – 150
adet yumurtayı yığın halinde
bırakırlar. Çıkan larvalar
organik maddelerle beslenir ve
30 – 35 C sıcaklıkta ortalama 7
– 8 günde ergin hale geçerler.
Çok çabuk ürerler. Her türlü
gıda ve çöp artıklarıyla
beslenirler ve ortalama 3 km
uçarak çevrede insanların
yaşadığı her yeri istila ederler
ve vücutlarında çok çeşitli
hastalık mikropları taşıdığı
için kondukları yiyeceklere
mikrobu bulaştırırlar. Her 5
dakikada bir gezdiği yerlere
dışkı bırakırlar.
KARASİNEK'ler
insanlarla iç içe yaşarlar ve
kendi içlerinde bir aile
oluştururlar. (özellikle Muska,
Famma, Muscina ve stomoxys
türleri ). Larva ve pupaları
hayvan ölüsü ve canlı hayvanda
büyüyen Chrysomya, Calliphora,
Lucilia ve yumurtalarını et ve
süt üzerine bırakan sarcohaga
gibi pek çok türleri vardır.
Karasinekler kokuya çok
hassastırlar. Et ve meyve
çürüklerinde sürü oluştururlar.
Aynı zamanda ısıyada çok
duyarlıdırlar ve sık sık
bulundukları çalılıklarda veya
bitkilerin yapraklarının
gölgesinde dinlenirler. Beslenme
yerleri hayvan ve insan
artıkları ve geniş çapta da
insan ve hayvan dışkılarıdır.
Genel olarak çöplük ve lağım
birikintileri bu sinekler için
ideal beslenmeyerleridir.
KARASİNEK'lerde yapılan deneysel
ve epidemiyolojik çalışmalar
göstermiştir ki bu sineklerin is
artıklarda, pis beslenme
alışkanlıkları yüzünden
vücutlarının gerek iç yapısında
gerek dış yapısında patojen
mikroorganizmaları ( virüsler,
bakteriler, protozoonlar,
helmint yumurtaları gibi )
barındıkları saptanmıştır.
Gündüzleri yiyecek temin
edebilecekleri yerlerde yaşayan
bu sinekler, geceleri dinlenmek
için eşyaların kenarlarında,
iplerde, tellerde ve tavanlarda
konaklarlar. Karasinekler ısı
ortalamasının yüksek olduğu
zamanlarda geceleri dışarıda
bina yüzeylerinde, çitlerde veya
parmaklıklarda, ağaçlarda ve
çalılarda dinlenirler. Ev
sinekleri genellikle evlerde
yaşarlar fakat esas kaynakları
çöplükler ve hayvan
barınaklarıdır. Şehir dışında da
bu gibi yerlerde yaşayan ev
sinekleri ulaşım araçlarıyla
şehir içlerine taşınırlar.
ÜREME ALANLARI ( BİOTOPLARI );
• Her türlü
besin artıkları ve bunlardan
oluşan çöplükler,
• Hayvan bakım yrleri ve hayvan
dışkılarından oluşan
gübrelikler,
• Açık lağım, kanalizasyon
bağlantısı olmayan tuvaletler,
• Açıkta rastlanan hayvan ve
insan dışkıları,
• Hayvan leşleri,
• Gıda ve deri ile ilgili
sanayiden dökülen artıklar,
• Mezbaha ve hayvan kesim
yerleri
• Balık pazarları, semt
pazarları, piknik yerleri.
KARASİNEKLERİN ARACI OLDUĞU
HASTALIKLAR;
• 40' tan
fazla hastalığın etkenlerine
mekanik vektörlük yaparlar;
• Kolera – Para Kolera
• Tifo – Para Tifo
• Çocuk yaz ishali
• Trahom
• Basilli ve amipli dizanteri
• Tüberküloz
• Bruselloz ( malta ateşi )
• Çocuk felçi
• Miyazis
TATARCIKLAR ( PHLEBOTUMUS )
Ülkemizde
özellikle Güneydoğu Anadolu
Bölgesinde sağlık açısından en
az sivrisinekler kadar önemli
olan bir türde tatarcıklardır.
Tatarcıklar biyoekolojik
özellikleri ve geceleri sokarak
kan emmeleri yönünden
sivrisineklere yakınlık
gösterirler ve sıkça
karıştırılırlar. Kan emen türü
Phelebotomus spp'dir. Boyları 1
– 5 mm'dir. Bu sebeple korunmak
içi kullanılan ağlardaki
delikler 1 mm den küçük
olmalıdır.
Bu canlıların
en önemli özelliği ortam nemi
yüksek yerleri tercih
etmeleridir. Kapalı alanlarda
bulunan Anopheles türü
sivrisineklerle aynı ortamı
paylaşırlar. Vücutlarının küçük
ve tüylü olması uçuş
mesafelerini sınırlandırır. Bu
nedenle çoğunluk ergileştikçe
yerde kalırlar. En fazla bir
defada 100 m giderler. Daha çok
rüzgarla dağılım olur.
Sadece
Dişileri kan emer. Yumurtalar
son kan emildikten yaklaşı 1,5
gün sonra bırakılır. Dişi
tatarcık döllendikten 8 – 10 gün
sonra 40 – 50 adet yumurta
bırakır. Dişi yumurtladıktan
sonra ölür. Yumurta
bırakıldıktan 6 – 12 gün sonra
gri beyaz larvalar çıkar.
Bırakıldıkları ortamdaki bitki
özleri ve organik sıvılarla
beslenirler. Larvaları organik
atıkların tabanındaki nemli
ortamlarda, çürümüş bitki, çim
birikintileri, gübrelerde,
fosseptiklerde, mağaralarda,
detrituslarda ( göllerin dibini
yada ormanların tabanını
zenginleştiren ayrışmış madde ),
çalı dipleri, kaya diplerinde
gelişirler. Sıcak ve beslenmeye
bağlı olarak gelişirler. 21 C'de
gelişim sağlarlar ve 7 haftada
tamamen ergin hale gelirler.
Erginlerin ömrü 1 – 2 hafta
civarındadır.
ZARARLARI
Soktukları
yere kanın pıhtılaşmasını
önlemek amacıyla salgıladıkları
tükürük insanlar için
alerjiktir. Isırık bölgesinde
yakıcı ve kaşındırıcı, ateşil ve
alerjik deri enfeksiyonuna yol
açabilir. Ancak tatarcıkların
sağlık açısından önemi,
taşıdıkları Leishmania
parazitini bulaştırma
bakımındandır. Leishmania
spp'nin bulaşması, bu sineklerin
hasta birinden kan emdikten
sonra belli bir süre bekleyerek,
normal bir insandan kan
emmesiyle olur.
Ülkemiz için
önemli iki tür L. Donavani ve L.
Tropicadır. L.Donavani, visceral
Lesihmaniozis adı verilen ve
düzensiz ateş, kansızlık,
lökopeni dalak ve karaciğer
büyümesi ile kendini gösteren
kronik bir hastalığa yol açar.
Genellikle Akdeniz ve Güney Doğu
Anadolu Bölgesinde yaz aylarında
çocuklarda görülür. Yine
Kala-Azar ( iç organlar
Leishmaniozis ) tedavi
edilmediğinde ölüme sürükler.
Bugün hala Afrika ve Asya'da
yaygın bir hastalıktır.
L. tropicano
Şark çıbanı adı verilen deri
Leishmaniozunun sebebidir.
Parazit deri ve mukozada uzun
süre iyileşmeyen yararlarla
karakterize edilen bir hastalığa
yol açar. Hastalığa en çok sıcak
ve kurak geçen haziran, ağustos
aylarında rastlanır. Güney
Amerikada ortaya çıkan Espudinia
ve uta hastalıkları yine bu
hayvanlar tarafından
bulaştırılır. Büyük ve uzun
yaralar meydana gelir.
Leishmaniozis sadece insanlarda
değil, daha zayıf seyretmesine
karşın birçok memeli hayvanda
özelliklede köpeklerde görülür.
FARELER
EV
FARESİ
Ergin ev faresi
kuyruğu hariç 9-12 cm boyunda ve
30 gr ağırlığındadır. Kuyruk
uzunluğu yaklaşık baş ve gövde
boyu kadardır. Silindirik
burunlu, küçük gözlere sahip,
düz tüyleri kahverengi, gri
arası bir renktir. Kağıt, kumaş,
ambalaj malzemesi, pamuk gibi
bolca yuva malzemesinin
bulunduğu ev, yiyecek deposu ve
ambarlarda rahatsız edilmeyeceği
karanlık ve tenha yerlerde
bulunurlar. Dışkıları siyah
renkli, pirinç büyüklüğünde ve
ovaldir. Ev fareleri 35 günde
ergin hale gelir ortalama 1 yıl
yaşarlar. Gebelik süresi 18-21
gündür. Bir batında 5-8 yavru
doğurur ve yılda 5-10 arasında
döl verebilir. Pürüzlü duvarlara
kolayca tırmanabilir,
bulundukları zeminden 30 cm
yükseğe sıçrayabilir, kablo ve
ip üzerinde yürüyebilirler.
Bazen yüzebilir, -10 C'de
yaşayabilirler. Güçlü koku ve
işitme duyularına sahiptirler. 6
mm den büyük bir aralıktan
rahatça geçebilirler.
NORVEÇ SIÇANI ( Kahverengi Sıçan
)
Ergin norveç
sıçanı kuyruk hariç ortalama 26
cm boyunda ve 500 gr
ağırlığındadır. Kuruk uzunluğu
baş ve gövde boyundan birkaç cm
daha kısadır. Küt burunlu, küçük
kulak ve gözlere sahip, kaba
tüyleri kahverengi-siyah, karın
bölgesi gri-beyaz arası bir
renktir. Norveç sıçanı daha çok
binaların dışında nehir
kenarları, demiryolu boyunca
toprak altında, çöp yığınları ve
beton altında yuva yaparlar.
Ergin dışkıları iki ucu küt
kapsül şeklinde ve 20 mm kadar
uzunluğunda olabilir. Norveç
sıçanı 2-5 ayda ergin hale gelir
ve 6-12 ay arasında yaşarlar.
Gebelik 3 hafta sürer ve bir
batında 7-8 yavru doğurur ve
yılda 3-6 döl verirler. Güçlü
koku ve işitme duyularına
sahiptirler ve 12 mm büyük bir
aralıktan kolayca geçebilirler.
ÇATI
SIÇANI ( Siyah Sıçan )
Ergin çatı
sıçanı kuyruk hariç 22 cm
boyunda ve 300 gr
ağırlığındadır. Kuyruk uzunluğu
baş ve gövde boyundan birkaç cm
daha uzundur. Sivri burunlu,
Norveç sıçanıyla
karşılaştırıldığında daha iri
kulak ve gözlere sahip olup,
koyu kahverengi veya siyah
tüylere sahiptir. Çok iyi bir
tırmanıcıdır. Bina içlerinde ve
altında, çöp ve odun yığınları
içerisinde yaşarlar. Erginlerin
dışkıları Norveç sıçanı
dışkıları ile
karşılaştırıldığında sivri
uçludur. Çatı sıçanı 4 ayda
ergin hale gelir ve ortalama 1
yıl yaşayabilirler. Bir batında
4-8 arasında yavru doğurur ve
yılda ortalama 4-6 döl
verebilirler. 12 mm den büyük
bir aralıktan kolayca
geçebilirler.
ZARARLARI
Ev ve
işyerlerini istila eder, eşyaya
zarar verir, kemirirler.
Yiyeceklere zarar verir,
tüketir, ambalajlarını bozarlar.
Gıdaları ve gezdikleri çevreyi
kirleterek bulaşıcı
hastalıkların insanlara
yayılmasına sebep olurlar. Veba,
Tifüs, Weil, Sodoko, Hummalar,
Paraziter Hastalıklar, Kuduz,
Salmonella Bakterileri ve
Bağırsak Enfeksiyonları gibi bir
çok hastalık. Çiftlik hayvanları
içinde Leptospirosis,
Salmonella, Brucellasis ve Şap
hastalığını yayarak büyük
tehlike teşkil ederler. Fareler
dişlerini devamlı törpüleme
ihtiyacı duyduklarından
kabloları kemirerek elektrik
kontağı, bilgisayar sistemlerini
bozma ve yangına sıkça sebep
olurlar. Korkutarak insanların
sağlığını da bozarlar. Prestij
kaybına sebep olurlar.
HAMAMBÖCEKLERİ
ALMAN HAMAMBÖCEĞİ ( Blatella
Germanica )
0.8 – 1,3 cm
boyunda, kahverengi, en hızlı
üreyen hamamböceğidir. Bıraktığı
bir pakette 35 – 40 civarında
yumurta vardır. 30 – 35 C derece
sıcaklıkta 45 günde yumurta
açılır. Dişi bir hamamböceği
yılda 30.000'i bulan sayıya
ulaşabilir, ömrü bir yıldır.
Kuru ve sıcak yerleri sevdiği
için halk arasında KALORİFER
BÖCEĞİ'de denir. Çok pistirler
ve her şeyi yerler. Her pisliği,
mikrobu taşır ve bulaştırırlar.
Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından
dolayı insan olan her yerde
aktiftirler. Evlerde ilk
yerleşeceği yer mutfak ve
banyolardır. Hemen hemen bütün
zamanını yuvalarında , delik ve
çatlaklarda saklanarak
geçirirler, karanlığı sever ve
geceleri aktiftirler. Çok
dayanıklıdırlar, ilaçlara çok
çabuk direnç kazanırlar. Binada
10 katlık mesafeyi bir gecede
çıkabilirler. Marketten ufak bir
poşet içinde veya bir yumurta
paketinde evinize gelebilir.
Bunların
kontrolü zordur, tecrübe, teknik
bilgi ve uygun insektisit ve
periyodik uygulama tekniği
gerekir. Kalıcı insektisiti her
türlü çatlak ve yarıklara, kapı
pervazı, süpürgelik, dolap
arkası gibi yerlere uygun dozda
atmak gerekir. Gerekirse özel
yemleme sistemi ( TES )
uygulanır.
AMERİKAN HAMAMBÖCEĞİ (
Periplanata Amerikana )
Erginleri
ortalama 2-3 cm boyunda kanatlı
kırmızımsı kahverenginde en
büyük hamamböceği türüdür. Bütün
insanların yediği ve yemediği
her şeyi yerler, kağıda kadar.
İçinde 14 – 16 yumurta bulunan
paket yaparak her mevsim
ürerler. Genelde toplu koloniler
halinde yaşarlar, 15 ay kadar
ömrü vardır. Nenli, sıcak ve pis
yerleri severler kanalizasyon,
kazan dairesi, depo, bodrum,
toprak altı galerileri ambalaj
içleri gibi yerleri istila
ederler. Genelde endüstriyel
işletmelerde çok görülürler.
Yaşadığı
ortam ve yerlerin iyi
araştırılması ve profesyonel bir
servis tarafından mücadelesi
gerekir. Kalıcı etkili
insektisit kullanılır, koli ve
malzemeyle de gelebilir, dikkat
etmek gerekir.
ŞARK HAMAMBÖCEĞİ ( Blatella
Orientalies )
2 – 2,5 cm
uzunluğunda parlak siyah
renktedir. Erkeklerde iki
kahverengi kanat vardır. Dişiler
oval erkekler ise daha ince
yapıdadır, halk arasında
karafatma olarak da anılırlar.
Genelde lağım sistemi, bodrum,
depo, bina boşlukları ve daha az
olarak da ev içlerinde
yuvalanırlar. Havalar ısınınca
komşu binalara kadar her yeri
istila ederler. Kış aylarında
ana yuvalarına çekilirler. Ömrü
6 aydır. Her türlü gıda ve
organik maddeyi yerler.
İçeride ve
dışarıda üreme ve barınma
yerlerini dikkatle araştırıp
bulup yok etmek için profesyonel
servise ihtiyaç duyulur. Zira
yuvalarına ulaşmak da güçlük
çekilir. Mücadelesi dikkat ister
kalıcı insektisit uygulanır.
Bazen çatılarda kuş yuvaları
varsa üreyebilir araştırılması
gerekir.
BULAŞTIRDIKLARI HASTALIKLAR
Dizanteri,
Gıda zehirlenmeleri, verem ,
Gastroenteretis, Antrax,
Pnomoni, Hepatit, Mantar
hastalıkları, Astım, Alerjik
Reaksiyon gibi çeşitli hastalık
mikroplarını taşır ve
bulaştırırlar.
PİRELER
Siyah kahve
renkli, 2 mm boyunda katlı
yapılı altı bacaklı olup
vücudunda ve bacaklarında
kılları bulunur. Sıçrayan
yapıdadır, dikey
20 cm, yatay 40 cm zıplarlar.
Hayvan, insan, toz ve kuş piresi
şeklinde
türleri vardır. Çok çabuk
popülasyon yaratır, haftada
2,000 yavruya
ulaşabilir.yumurtalarını toz,
toprak içine ve zeminlere
dağınık vaziyette bırakır. Uygun
ısıda 8 –10 günde evrimleşerek
pire olur, ısı yeterli değilse
80–90 güne kadar uzar.
Yumurtlamak için kan emerler bu
sebeple canlıya ve insana hemen
anında hücum ederler canlı
üstüne çıktığı için evlere kolay
taşınır, geceleri uyutmaz
ısırır, ciltte noktacıklar
halinde ısırık izleri çamaşırda
kahverengi pisliğinin lekeleri
gözlemlenebilir. En çok
hayvanların dinlenme alanlarında
görülür ve ürerler. Tifüs ve
Veba hastalığı bulaştırırlar.
KONTROL ÖNLEMLERİ
Ürediği ortamı tespit edip
ilaçlamak, kedi ve köpek gibi
hayvanları da ilaçlayıp
temizlemek gerekir. ilaçlar pupa
döneminde etkili olmadığı için
ilaçlamadan sonra 15 gün kadar
ara sıra pire görülmesi
doğaldır. Daha sonra onlarda
kaybolur, bazen tekrar ilaçlama
gerekebilir
TAHTA KURUSU
Erişkin
tahtakurusu oval, yassı, çok
ayaklı 2 - 5mm boyunda, pas
kırmızısı rengindedir. Ezilince
pis kokar ve kan çıkar.
Erginleri hiç
beslenmeden 550 gün
yaşayabilirler. Kümeler halinde
200 civarında
yumurtayı yapıştırarak
çatlaklara bırakırlar evlerde
insanın yaşadığı
yatak odaları, çekyat, dolap
içleri, karyola yatak kenarları,
duvar
delikleri ve tahta aksam
ayrıkları ile yatakhaneler gibi
yerlere
yuvalanırlar insanları ısırıp
ağırlığının 5 –6 katı kan
emerler, emdiği yer
şişer ve çıban gibi kızarır.
Özellikle geceleri aktiftir,
insana uykuda hemen
hücum eder, evden eve eşya ile
yayılır. Pasteurella pestis,
allerjik reaksiyonlar M.Leprae,
Bacillus anthracis, B.Recurrentin
gibi bir çok hastalığı
bulaştırırlar. oda sıcaklığında
23 C'de 3-14 gün içerisinde
nimfler çıkmaya başlar. Beş nimf
döneminden sonra erişkin devreye
ulaşırlar. Yumurtadan çıktıktan
sonra erişkin devreye ulaşıncaya
kadar uygun şartlarda 8-13 hafta
geçer. Gömlek değiştirmeler
arasında kan emerler. Beş yıla
kadar yaşabildikleri
bilinmektedir..
KONTROL ÖNLEMLERİ
Ferdi mücadele
çok zordur. Başarılı olmaz,
profesyonel uygulayıcı için
kolaydır. Barındığı ve ürediği
yerler dikkatle ilaçlanırsa
kolayca yok edilir. Karyolaya,
çekyata, dolaplara, duvarlara,
koltuklara komple kalıcı etkili
ilaçı yeterli dozda atmak
gerekir.